Türkiye ekonomisinin kalbi olan İstanbul ve Marmara Bölgesi, GSYH’nin yaklaşık %30-40’ını tek başına üretmektedir. Olası bir büyük İstanbul depremi, sadece bir barınma ve can güvenliği sorunu değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı ve sürdürülebilirliği için bir “milli güvenlik” meselesidir. Ekonomik hasarı en aza indirmek için “deprem sonrası müdahale” mantığından ziyade “deprem öncesi dirençlilik” yaklaşımı benimsenmelidir. İstanbul demek, TÜRKİYE’nin kalbi demektir ve bu şehirde yaşanacak bir deprem sonrası kurtarma operasyonları yapılacak ama bu kurtarma operasyonları sırasında büyük ekonomik krizler ticari faaliyetlerin durma noktasına gelmesi liman ve köprülerin kullanılamama durumu iç ve dış ticareti durma noktasına getirecektir.
1. Sanayinin Desantralizasyonu (Mekansal Yayılma)
İstanbul ve çevresinde kümelenmiş olan sanayi tesislerinin yoğunluğu, riski tek bir noktada toplamaktadır.
Bu durumdaki zararı en aza indirmek için “ANADOLU’YA TEŞVİK” adı altında ülkemizde sanayi bakımından gelişmemiş iş imkanları kısıtlı şehirlere (Örneğin; Elazığ, Yozgat, Çorum, Muğla, Tunceli, Van, Hakkari, Bingöl, Kütahya, Kırıkkale, Karaman ) teşvikler verilmeli İstanbul özelinde ticari faaliyet sürdüren firmalara veyahut yeni kurulacak olan firmalar bu bölgelere yönlendirilmelidir.
Stratejik Yedekleme: Kritik üretim tesislerinin birer “ikiz” veya “yedek” üretim hattının farklı bir coğrafi bölgede işler halde tutulması teşvik edilmelidir. Bu durum ekonomik ve sistemsel olarak çok büyük önem arz etmektedir.
2. KOBİ’lerin İş Sürekliliği ve Dijital Dönüşümü
Marmara Bölgesi’ndeki on binlerce KOBİ, tedarik zincirinin kırılma noktasıdır ve bu noktada alınacak başlıca önlemler aslında bellidir.
• Veri Yedekleme: Bu işlem şirketlerin ticari kayıtları, müşteri bilgileri ve finansal verileri bulut tabanlı sistemlerde İstanbul dışındaki sunucularda yedeklenmelidir bu sunucular depremden etkilenmeyecek doğal afetlerin daha risksiz olduğu illerde olmalıdır.
• İş Sürekliliği Planları: İşletmelere deprem anında ve sonrasında operasyonu nasıl sürdüreceklerine dair profesyonel eğitimler verilmeli ve bu planlar öncelik haline getirilmelidir.
3. Lojistik ve Altyapı Çeşitliliği
İstanbul, Türkiye’nin dış ticaret kapısıdır. Limanların veya köprülerin devre dışı kalması ihracatı durma noktasına getirebilir. Bu durum ise dış ticaretimizi uzun vadede çok ciddi etkileyecektir.
• Alternatif Limanlar: Filyos gibi Karadeniz limanları veya Ege/Akdeniz hattındaki limanların kapasitesi, Marmara’daki yükü anlık olarak üstlenebilecek şekilde modernize edilmelidir. Bu yenilikler can damarı olacak ve belli bir süre ana damar görevi görecek şekilde revize edilmelidir.
• Ulaşım Ağları: Kuzey Marmara Otoyolu gibi alternatif güzergahların deprem direnci artırılmalı ve lojistik köyler şehir dışına taşınarak şehir içi trafik yükü azaltılmalıdır.
Trafikte en önemli önlem demir yollarının sağlam olmasıdır demir yolları olası bir İstanbul depreminde trafiksiz olarak kara trafiğinde en önemli rolü oynayacaktır.
4.Kritik Enerji ve İletişim Hatlarının Güvence Altına Alınması
Enerji kesintisi, fabrikaların ve finans merkezlerinin “felç” olması demektir.
• Mikro Şebekeler: Organize sanayi bölgelerinde ana şebekeden bağımsız çalışabilen enerji üretim sistemleri (Güneş, rüzgar veya depolama) kurulmalıdır.
• Fiber Altyapı: İletişim hatlarının yedekliliği sağlanarak, finans sektörünün (Borsa İstanbul, banka genel müdürlükleri vb.) kesintisiz çalışması garanti edilmelidir.
•Belli kurumların iletişiminin depremin ilk anı itibariyle kesilmemesi gerekirse Başkent’imiz Ankara üzerinden iletişim kurabilmesi için uydu telefonları kullanılmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.
Peki bu düzenlemeler sonunda sonuç ne olacaktır;
İstanbul depreminin ekonomik maliyeti, önlem almanın maliyetinden kat kat yüksektir. Ekonomiyi korumanın yolu, İstanbul’u sadece “yenilemekten” değil, İstanbul’un üzerindeki ekonomik yükü Anadolu’ya dengeli bir şekilde paylaştırmaktan geçmektedir. Unutulmamalıdır ki; çöken bir bina sadece bir yapıdır, ancak çöken bir sanayi ve ticaret ağı bir ülkenin geleceğidir.
.
Selçuk DEMİREL
















Comments are closed